Hakkimda
|
uMaRiiM SiTe'M HoSuNuZa Gider,,
Eger Biir s0ruN 0lUrsa BeN BurDayim,,,
AllaHa EmaNet Olun.. ((EsmOo,,
|
|
Kategorilerim
|
|
|
Baglantilarim
|
|
|
Ziyaretçilerim
|
|

Bannerim
|
|
Dostlarim
|
|
|
Kirmizi Gül
|
|
|
|
bunu okumadan gecmeyin...
| BURAYA YAZININ İSMİNİ YAZ | Moralin niye bozuk? Hz. Adem (a.s.) gibi 200 sene tevbe mi ettin ?
Moralin niye bozuk? Hz.ibrahim (a.s.) gibi ateşe mi atıldın ?
Moralin niye bozuk? Hz.zekeriyya (a.s) gibi testereyle mi kesildin ?
Moralin niye bozuk? Hz.yusuf (as) gibi kuyuya mı atıldın ?
Moralin niye bozuk? Hz.MUHAMMED (sav) gibi taif'te taşlandın mı, başına işkembe mi konuldu namaz kılarken, dişin mi kırıldı, yüzüne tükürük mü atıldı, hicrete mi zorlandın, sevdiklerinden mi ayrıldın?
Moralin niye bozuk?Hz.hamza (r.a) gibi burnun kulağın mı kesildi?Moralin niye bozuk ?Musab bin umeyr (r.a) gibi kolların mı kesildi?Moralin niye bozuk ?Cafer bin ebi talip (r.a) gibi ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle yaralandın mı?Moralin niye bozuk?Ammar,sümeyye, yasir (r.a) gibi işkence mi gördün?Moralin niye bozuk ?Bilal (r.a) gibi kızgın kumlara yatırılıp, üzerine taşlarmı kondu?Moralin niye bozuk ?Yunus peygamber (as) gibi denize mi atıldın?Moralin niye bozuk?Eyüp peygamber (as) gibi vücudunu yaralar mı kapladı?Moralin niye bozuk?Hz. İsa (as) gibi çarmıha mı gerilmek istendin?Moralin niye bozuk?Üstad Bediüzzaman gibi zindana mı atıldın, zehirlendin mi?Moralin niye bozuk?Ne düşünüyorsun, dünyalık işler mi?Silkinelim, kendimize gelelim........? |
|
Tarih: 20:05, 13/10/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Ney...
| Ney... |
Bir bülbül vardı düştü dalından viran oldu Bir gül vardı döktü yaprak talan oldu Bir Mecnun vardı düştü çöle ziyan oldu Bir LEYLA vardı düştü gönle nalan oldu Bir Ferhad vardı vurdu dağa bi-sütun oldu Bir Şirin vardı erdi suya yasemen oldu Bir Kerem vardı yandı ciğeri dağıstan oldu Bir Aslı vardı yandı zülfü perişan oldu Bir Yusuf vardı girdi zindana civan oldu Bir Züleyha vardı gördü sıfatı zelişan oldu Bir Tahir vardı buldu yıldızı merdun oldu Bir Zühre vardı düştü arza bostan oldu Bir türkü vardı düştü dile Yemen oldu Bir fasıl vardı düştü alna aşiran oldu Bir aşk vardı geldi geçti dün oldu Bir sevda vardı esti geçti bugün oldu Bir biz vardı aktı geçti hazan oldu Bir ah vardı yıktı geçti hicran oldu Bir NEY var(dı) yüreklerde NÂR oldu... |
|
Tarih: 15:37, 10/9/2009 |
Yorum (3) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Tefekkür Cicekleri ..
| Tefekkür Cicekleri .. | Tefekkür Cicekleri
Gönlümde Açan Çiçeklerim Baharda ömrüm, ilk baharda gönlüm.. Gönlüm gibi ömrüm de hep bahar olsa.. Gönlüm de açan çiçekleri kokladıkça.. ömrüm hep baharda.. Sularım gönül bahçemi, ben kokladıkça sevgileri ömrüme yayılır çiçeklerimin.. Güzel çiçeklerimdir, gözlerimi güzel yapan, her zerreyi güzel görmeme vesile olan.. Yine başbaşayız, gönül muabbetindeyiz..; Çiçeklerimin mis kokusuyla hasbihal ederken, sustum birden...
Sessizliği çiçeklerimin ahengi bozana dek.. sustum! Sordu çiçeklerim: "bu yüzündeki endişeli hal nedir? gönlünde açmamız mutlu etmez mi seni, üzüntün niyedir?" "Burukluğum sevgimin büyüklüğündendir ey çiçeklerim! sevgimin büyüklüğü, sizi kaybetme korkusunu da beraberinde salar gönlüme, arada dalıp gitmelerim ondandır... bahar biterde kış gelirse, bir gün gönlümde açmak istemezseniz eğer? diye düşünür üzülürüm.." Birden daha çok parladı yaprakları, hayranlığım kat ve kat arttı.. Beni neşeye salan kokuları kulağıma fısıldadı birden.. "biz bahar çiçekleri değiliz, kış gelince bırakıpta gitmeyiz! Ayrılığı istemezsen eğer ebedi seninle beraberiz" Yüzümde açan tebessümler hamdettme vaktidir dedi.. gönlümdeki çiçekleri açtırana kainattaki çiçekler adedince hamdüsenalar olsun... İyiki varsınız ey gönlümün çiçekleri.. Siz olmasaydınız! hayatım nasıl anlamlı olurdu? Siz olmasaydınız! neden yaşadığımın nasıl farkına varırdım? Siz olmasaydınız! gördüklerimin güzelliğini nasıl anlardım? İyiki varsınız ey gönlümün çiçekleri... Sahi siz her gönülde açarmısınız? Çiçeksiz gönül varmıdır şu yeryüzünde? Birden sessizlik.... bukez çiçeklerim susmuştu, sessizliği bozmak bana düştü, tekrar soru sorarak..! Kim sizi gönlüne kabul etmez ki? Siz açmazsanız eğer o gönül nasıl yaşadığını anlar ki? Yeryüzündeki çiçekler, sayenizde böylesine güzeller! Siz güzelliği vereni hatırlatmazsanız, nasıl her güzellikte suphanallah deriz? Rabbimizi tesbih edip yaratanın güzelliği
dua ile insAllah ... |
|
Tarih: 22:40, 19/8/2009 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Biri var yuregimde
| Biri var yuregimde | Biri var yuregimde! Sevmesede bana sevmeyi ogreten Görmedigim ruyalarin zalim kahramani Yasamak isteyipte yasayamadigim, Biri var yuregimde ADI sevdadir belki Yada nefretin ta kendisi.
Biri var gozlerimde! kapkara duslerime yol gosteren Fezadan kopup gelmis ay ISILTISI gormek isteyipte goremedigim. biri var gozlerimde Adi ISIKTIR belki Yada ZINDANIN ta kendisi
Biri var hucrelerimde! Umutlarini Sah damarima baglayan Gonul mabedimin sanli HAKAN i Kavusmak isteyipte kavusamadigim Biri var yuregimde Adi vuslattir belki yada HASRET'in ta kendisi...
|
|
Tarih: 14:28, 18/8/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Bunun hesabını veremem ...
| Bunun hesabını veremem ... | Birisi, evliyanın büyüklerinden Bekr bin Abdullah el-Müzenî "rahmetullahi aleyh" hazretlerine kötü sözler söyledi. O da hiç cevap vermeyip, sükût ile karşıladı. Adam bu sefer, daha da ileri gitti. Daha kötü sözler söyledi. Bunun üzerine, Bekr bin Abdullah hazretlerine, "niçin ona cevap vermiyorsun, suskun duruyorsun. Baksana sana neler söylüyor "denilince;
"Ben onu tanımıyorum ve onun hakkında, kötü bir şey bilmiyorum ki, bir şey söyleyeyim. Eğer bir kelime konuşsam, bunun hesabını veremem. Fakat onun benim hakkımda söyledikleri eğer doğru ise, Allahü teâlâ beni affetsin, yalan ise onu affetsin" dedi. selam ve dua ile  |
|
Tarih: 19:49, 8/8/2009 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Çalıntı Umutlar...
Çalıntı Umutlar...
| Çalıntı Umutlar...
Umutlarımızdan çalan şeylerden biridir sevgilinin gidişi. Yağmurlu bir günde ya da yaz akşamı olması da önemli değildir aslında. Gitmiştir bir kere. Bir parça umut eksilmiştir artık bizden. Bir parça bulut misafir olmuştur gözlerimize.
Yağmur tadında birkaç damla gözyaşı bırakırız kıyılarımıza vuran hıçkırıklarla birlikte
Oyalanacak şeyler ararız sonra. Birkaç kitap karıştırırız halimizi tanımlayabilecek şeyler bulmayı umarak. Bir kitabın bir sayfası çıkagelir sonra. Bir cümle takılır dudaklarımıza okudukça acıtan ama umut vaat eden bir hikayenin ortasından.
Bizim şarkımız dediğimiz şarkı sıradandır artık. Sıradan ve can yakan Geçmekte olan gecenin bir hikayesi yoktur. Günlüğün sayfalarında özel bir yeri yoktur. Onunla gelen şeyler arka sayfalarda ileriye dair kurulan hayaller yarıda kalmıştır. Bizimle kalan sadece uzun ve ıssız bir gecedir.
O gitmiştir bir kere ceplerinde çalıntı umut kırıntıları ile birlikte.
Her zaman oturduğumuz bank ilk göz göze geldiğimiz mekan hüzün vaat etmektedir artık. Üzerinde yürüdüğümüz caddeler çeler zihnimizi. Geçmiş sayfaların tozlarını üfler adımlanan kaldırımlar. Onu anımsatan her şey tutsak eder çelimsiz düşüncelerimizi. Daha hızlı adımlarız yolları artık boşluk tutar elimizi.
Zaman zaman öfkeler sarar titremeler alır bizi. Sonra yeminler eder güçlü olmaya çalışırız. Kendimizi kandırır dünyadan çekeriz elimizi. Bundan böyle ve artık diye başlayan cümleler gelir giden keşkeli sözcükler yerine. Çok geçmez bir şarkı ile yeniden bocalar bir akşam gözlerimize bulutlar yeniden uğrar hatıralar damlar ellerimize.
Çıkmazlar başımızı ağrıtmaya başlar. Geçmişe dair şeylerin kıskacı böler uykularımızı. Sıklaşır nefes alıp verişimiz ansızın kesilir soluklarımız. İçimizde bir şarkı başlar acı bir keman sesi dolar kulaklarımıza. Yeniden ve tekrardan inanmak istemeyiz kabustan uyanmayı beklerken geceler sabah olur. Durup durup bir girdap içine çeker bizi. Zoraki gülümseyişler takınır çehremize umursamaz olmayı deneriz.
Kalabalıklar içinde gülerken içten bir alev sarar uzaklara saplanır gözlerimiz.
O gitmiştir bir kere
Elde kalanlarla yetinmek gerek. Bir tutam çiçek ve ondan başka geriye kalan koca bir dünya.
Giden gitmiştir zira ardında kalan biz eksilen ümitlerimiz
|
|
Tarih: 00:17, 13/6/2009 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Elif Gibi Yanlizim
| Elif gibi yanlizim | ... bir elif gibi yanlızım ne esrem var ne ötrem ne beni durduran bir cezmim, ne bana ben katan bir şeddem var ne elimi tutan bir harf, ne anlam katan bir harekem kalakaldım sayfalar ortasında bir okuyan bekledim, bir hıfz eden belki gölgesini istedim bir dostun, med gibi sızım elif sızısı ... |
|
Tarih: 21:31, 30/5/2009 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Rüzgar ile Toprak
|
 Rüzgarla yaprak dost oldular. Artık rüzgar savurmuyordu yaprağı. - Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni dedi rüzgar yaprağa. Yaprak düşündü taşındı, aklına hiçbir şey gelmedi. Tekrar sordu rüzgar: - Hadi söyle, seni istediğin yere taşıyayım. Tekrar düşündü yaprak, aklına yine bir şey gelmedi… - Bilmiyorum rüzgar kardeş, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sen söyle? Dedi. Rüzgar: - Gideceğin yeri bilmedikten sonra rüzgar dostun olsa neye yarar, savrulur gidersin! dedi ve bildiği gibi esti tekrar. Yaprak yine savruldu. Üstelik bu sefer savuran dostuydu. ALINTI
|
|
Tarih: 22:38, 26/5/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
CoCuK KaLMaK IsTiYoRuM....
| CoCuK kAlMaK IsTIYoRuM | 
Ağaçlara dizlerimi çizmek pahasına çıkmaktan, dalların ucundaki kırmızı elmalara uzanırken ki heyecanımdan vazgeçeceksem
Yağmurun yağmasına, 'çiçekleri büyütüyor' diye sevinmek yerine 'beni ıslattı' diye kızacaksam;
Kar tanelerinin usul usul yüzüme değmesiyle neşelenmeyecek, yerde birikmesine sabırsızlanmayacaksam, avuç avuç soğuktan moraran ellerime aldığımda gülümseyerek seyretmeyeceksem;
Gökyüzünde ne çok yıldız olduğuna hayranlıkla bakmaktan vazgeçeceksem, kanıksayacaksam her gün Güneş'in doğuşu ve batışını, bir tırtılın kelebeğe dönüşmesi beni şaşırtmayacaksa, balıkların nasıl olup da nefes almadan yüzebildikleriyle ilgilenmeyeceksem;
Soru sormayı bırakacaksam;
Toprağı karıştırmaktan, kuşları okşamaktan, kumdan kaleler yapmaktan, ellerim 'kirlenir' diye vazgeçeceksem;
Resim yaparken; dağların ardından gülümseyerek doğan Güneş, bahçesinde çiçekler dolu, kapısından da ırmak geçen bir evi bütün renkleri kullanarak çizmek yerine, sadece karakalem çalışacaksam;
Düşler kurmayı bırakacaksam en olmazından, bulutların beni taşıyabileceğine en uzak diyarlara, Ay'ın sırf küçükler karanlıktan korkmasın diye doğduğuna, birgün çok zengin olup büyükler dahil bütün insanlara bayramlık elbise giydireceğime olan inancımı kaybedeceksem;
Anneciğime, kaldırım taşlarının kenarlarından fışkırmışını ancak bulabilsem de, çiçek toplamayı unutacaksam;
Babacığıma gözlerini kapamasını söyleyip buruşuk da olsa kocaman kalpler çizdiğim kâğıtları büyük bir sürpriz heyecanıyla vermeyeceksem;
Ninemin elini öpüp kuru bir hatır sormayı, onunla diz dize oturup saatlerce konuşmaya değişeceksem;
Bayramları haftalar öncesinden içim içime sığmayarak beklemektense, bazı formaliteleri içeren, hattâ tatile gidip 'kafa dinlemek'(!) için bir fırsat olan sıradan günler gibi karşılayacaksam;
Sokakta bulduğum acıkmış yavru kediyi doyurmak için koşarak bakkala gidip tereddütsüz cebimdeki tüm parayla süt alamayacaksam ve o kedinin doyuşunu en az annesi kadar zevkle seyretmeyeceksem;
Yakar top oynarken küçükleri, onlara belli de etmeden 'fasulye' yapıp, 'vurulamazlar' listesine eklemeyeceksem;
'Büyük balık küçük balığı yutar' sözünü acımasızlığıma kılıf edip en çok tekrarladığım söz hâline getireceksem;
Mızıkçılığı dünyanın en kötü işi kabul etmeyeceksem;
Kandırıkçılığa çıkarlarım için başvurabileceksem;
İspiyonculuk duruma göre olabilir bir şey gibi görünecekse;
Fark olacaksa cebindeki paraya göre arkadaşlarım arasında;
Hergün yeni bir şeyler öğrenmekten vazgeçeceksem;
'Ben her şeyi bilirim' deyip, nutuk atacak birilerini bulunca saatlerce hiç durmadan ve sıkılmalarını umursamadan konuşup onları aydınlatacaksam(!);
Küskünlüklerim birkaç dakikadan fazla sürecekse;
Önyargılar, korkular surlar örecekse etrafıma;
Uzanamayacaksam başkalarının dünyalarına, dinlemeyi bilmeyeceksem duymak istediklerimden ötesini, görmeyeceksem görmek istemediklerimi;
Sabrım olmayacaksa haklı da olsam gerektiğinde susabilmeye;
Tahammülüm olmayacaksa başka renklere;
Rabbime her gece hiç bıkıp usanmadan beni, ailemi ve bütün insanları yılandan, akrepten, canavarlardan, bir de karanlıktan koruması için dua etmeyeceksem;
Cennetlerin güzellikleri anlatıldığında 'haydi öyleyse, biz de oraya gidelim' deme cesaretini vicdanımda bulamayacaksam;
Ve yüreğim sadece bana iyilik edenleri içine alabilecek kadar küçülecekse, büyümek istemiyorum, çocuk kalmak istiyorum!... Hem de yaşım ne olursa olsun, hep çocuk kalmak istiyorum!... |
|
Tarih: 14:00, 22/5/2009 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Baglanti |
|
| Allahim seni cok seviyorum | 
Dedim: Çok yalnızım. [b]Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186
Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedin: Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205
Dedim: Buda senin yardımını ister Dedin: ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22
Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim. Dedin: Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90
Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım? Dedin:ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve ALLAH'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.
Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı. Dedin: ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3.
Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?! Dedin:ALLAH bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53.
Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın? Dedin:ALLAH'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135.
Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum. Dedin: Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever. Birden 'İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var' dedim. Dedin: 'ALLAH kuluna yetmez mi?' (Zümer-36) dedin.
Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?
Dedin: Ey inananlar! ALLAH'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.
Kendi kendime dedim: ALLAH'ım seni çok seviyorum |
|
Tarih: 17:17, 21/5/2009 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Baglanti |
|
<-
->
|
|