Hakkimda
|
uMaRiiM SiTe'M HoSuNuZa Gider,,
Eger Biir s0ruN 0lUrsa BeN BurDayim,,,
AllaHa EmaNet Olun.. ((EsmOo,,
|
|
Baglantilarim
|
|
|
Ziyaretçilerim
|
|

Bannerim
|
|
Dostlarim
|
|
|
Kirmizi Gül
|
|
|
|
Kûn Fe Yekûn

Ol der ve olur!’…
Sözün bittiği yerdir ve kalemler durur. Azametinin tescilidir, satırlar kırılır, dökülür…
Kûn…
Sözün başladığı yerdir!Kalbimden geçenlerin kağıda vurduğu, kalemimin lafzını haykırışa başladığı yerdir.’Ol der ve olur!’ ya her şey…Kelamıma ‘ol’ dediği yerdir…
Bütün yasakların yasak olduğu,lafzının kelimelere büründüğü, her şeyin O’nun olduğu yerdir Kûn!’Olma’ nın sorumluluğunu taşımaya başladığım an…Vâr oluşumun sebeb-i ziyaretini tefekkür ettiğim zamandır…Ve uçsuz bucaksız düşüncelerimi dizginlemeye çalıştığım, gözümün yaşını kelamımla sildiğim, semanın güzelliğinde O’nu fark edip de korkumu dindirdiğim yerdir Kûn!
‘Ol der ve olur!’
ya, gem vurulamayan hissiyâtın yaratılışı da vuku bulur!Kûn…O’nun ‘ol’ busesi…Hazin namelerini arza indirdiği vakit yaşlarımla yanaklarımdan öptüğü busesi…Benim yerimdir…Evvelim, ahirim, ezelim, ebedimdir…Kûn!...
|
Tarih: 14:43, 30/12/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Gel Sevdalım Ol...

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüreğim sana armağan Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına
Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu Ama gitmenin yitirmek olmadığını. Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş..
Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş.
Selam ve Dua ile 
|
Tarih: 01:24, 27/12/2009 Kategori: ask |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
bunu okumadan gecmeyin...
| BURAYA YAZININ İSMİNİ YAZ | Moralin niye bozuk? Hz. Adem (a.s.) gibi 200 sene tevbe mi ettin ?
Moralin niye bozuk? Hz.ibrahim (a.s.) gibi ateşe mi atıldın ?
Moralin niye bozuk? Hz.zekeriyya (a.s) gibi testereyle mi kesildin ?
Moralin niye bozuk? Hz.yusuf (as) gibi kuyuya mı atıldın ?
Moralin niye bozuk? Hz.MUHAMMED (sav) gibi taif'te taşlandın mı, başına işkembe mi konuldu namaz kılarken, dişin mi kırıldı, yüzüne tükürük mü atıldı, hicrete mi zorlandın, sevdiklerinden mi ayrıldın?
Moralin niye bozuk?Hz.hamza (r.a) gibi burnun kulağın mı kesildi?Moralin niye bozuk ?Musab bin umeyr (r.a) gibi kolların mı kesildi?Moralin niye bozuk ?Cafer bin ebi talip (r.a) gibi ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle yaralandın mı?Moralin niye bozuk?Ammar,sümeyye, yasir (r.a) gibi işkence mi gördün?Moralin niye bozuk ?Bilal (r.a) gibi kızgın kumlara yatırılıp, üzerine taşlarmı kondu?Moralin niye bozuk ?Yunus peygamber (as) gibi denize mi atıldın?Moralin niye bozuk?Eyüp peygamber (as) gibi vücudunu yaralar mı kapladı?Moralin niye bozuk?Hz. İsa (as) gibi çarmıha mı gerilmek istendin?Moralin niye bozuk?Üstad Bediüzzaman gibi zindana mı atıldın, zehirlendin mi?Moralin niye bozuk?Ne düşünüyorsun, dünyalık işler mi?Silkinelim, kendimize gelelim........? |
|
Tarih: 20:05, 13/10/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Ney...
| Ney... |
Bir bülbül vardı düştü dalından viran oldu Bir gül vardı döktü yaprak talan oldu Bir Mecnun vardı düştü çöle ziyan oldu Bir LEYLA vardı düştü gönle nalan oldu Bir Ferhad vardı vurdu dağa bi-sütun oldu Bir Şirin vardı erdi suya yasemen oldu Bir Kerem vardı yandı ciğeri dağıstan oldu Bir Aslı vardı yandı zülfü perişan oldu Bir Yusuf vardı girdi zindana civan oldu Bir Züleyha vardı gördü sıfatı zelişan oldu Bir Tahir vardı buldu yıldızı merdun oldu Bir Zühre vardı düştü arza bostan oldu Bir türkü vardı düştü dile Yemen oldu Bir fasıl vardı düştü alna aşiran oldu Bir aşk vardı geldi geçti dün oldu Bir sevda vardı esti geçti bugün oldu Bir biz vardı aktı geçti hazan oldu Bir ah vardı yıktı geçti hicran oldu Bir NEY var(dı) yüreklerde NÂR oldu... |
|
Tarih: 15:37, 10/9/2009 |
Yorum (3) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Tefekkür Cicekleri ..
| Tefekkür Cicekleri .. | Tefekkür Cicekleri
Gönlümde Açan Çiçeklerim Baharda ömrüm, ilk baharda gönlüm.. Gönlüm gibi ömrüm de hep bahar olsa.. Gönlüm de açan çiçekleri kokladıkça.. ömrüm hep baharda.. Sularım gönül bahçemi, ben kokladıkça sevgileri ömrüme yayılır çiçeklerimin.. Güzel çiçeklerimdir, gözlerimi güzel yapan, her zerreyi güzel görmeme vesile olan.. Yine başbaşayız, gönül muabbetindeyiz..; Çiçeklerimin mis kokusuyla hasbihal ederken, sustum birden...
Sessizliği çiçeklerimin ahengi bozana dek.. sustum! Sordu çiçeklerim: "bu yüzündeki endişeli hal nedir? gönlünde açmamız mutlu etmez mi seni, üzüntün niyedir?" "Burukluğum sevgimin büyüklüğündendir ey çiçeklerim! sevgimin büyüklüğü, sizi kaybetme korkusunu da beraberinde salar gönlüme, arada dalıp gitmelerim ondandır... bahar biterde kış gelirse, bir gün gönlümde açmak istemezseniz eğer? diye düşünür üzülürüm.." Birden daha çok parladı yaprakları, hayranlığım kat ve kat arttı.. Beni neşeye salan kokuları kulağıma fısıldadı birden.. "biz bahar çiçekleri değiliz, kış gelince bırakıpta gitmeyiz! Ayrılığı istemezsen eğer ebedi seninle beraberiz" Yüzümde açan tebessümler hamdettme vaktidir dedi.. gönlümdeki çiçekleri açtırana kainattaki çiçekler adedince hamdüsenalar olsun... İyiki varsınız ey gönlümün çiçekleri.. Siz olmasaydınız! hayatım nasıl anlamlı olurdu? Siz olmasaydınız! neden yaşadığımın nasıl farkına varırdım? Siz olmasaydınız! gördüklerimin güzelliğini nasıl anlardım? İyiki varsınız ey gönlümün çiçekleri... Sahi siz her gönülde açarmısınız? Çiçeksiz gönül varmıdır şu yeryüzünde? Birden sessizlik.... bukez çiçeklerim susmuştu, sessizliği bozmak bana düştü, tekrar soru sorarak..! Kim sizi gönlüne kabul etmez ki? Siz açmazsanız eğer o gönül nasıl yaşadığını anlar ki? Yeryüzündeki çiçekler, sayenizde böylesine güzeller! Siz güzelliği vereni hatırlatmazsanız, nasıl her güzellikte suphanallah deriz? Rabbimizi tesbih edip yaratanın güzelliği
dua ile insAllah ... |
|
Tarih: 22:40, 19/8/2009 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Biri var yuregimde
| Biri var yuregimde | Biri var yuregimde! Sevmesede bana sevmeyi ogreten Görmedigim ruyalarin zalim kahramani Yasamak isteyipte yasayamadigim, Biri var yuregimde ADI sevdadir belki Yada nefretin ta kendisi.
Biri var gozlerimde! kapkara duslerime yol gosteren Fezadan kopup gelmis ay ISILTISI gormek isteyipte goremedigim. biri var gozlerimde Adi ISIKTIR belki Yada ZINDANIN ta kendisi
Biri var hucrelerimde! Umutlarini Sah damarima baglayan Gonul mabedimin sanli HAKAN i Kavusmak isteyipte kavusamadigim Biri var yuregimde Adi vuslattir belki yada HASRET'in ta kendisi...
|
|
Tarih: 14:28, 18/8/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Bunun hesabını veremem ...
| Bunun hesabını veremem ... | Birisi, evliyanın büyüklerinden Bekr bin Abdullah el-Müzenî "rahmetullahi aleyh" hazretlerine kötü sözler söyledi. O da hiç cevap vermeyip, sükût ile karşıladı. Adam bu sefer, daha da ileri gitti. Daha kötü sözler söyledi. Bunun üzerine, Bekr bin Abdullah hazretlerine, "niçin ona cevap vermiyorsun, suskun duruyorsun. Baksana sana neler söylüyor "denilince;
"Ben onu tanımıyorum ve onun hakkında, kötü bir şey bilmiyorum ki, bir şey söyleyeyim. Eğer bir kelime konuşsam, bunun hesabını veremem. Fakat onun benim hakkımda söyledikleri eğer doğru ise, Allahü teâlâ beni affetsin, yalan ise onu affetsin" dedi. selam ve dua ile  |
|
Tarih: 19:49, 8/8/2009 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Çalıntı Umutlar...
Çalıntı Umutlar...
| Çalıntı Umutlar...
Umutlarımızdan çalan şeylerden biridir sevgilinin gidişi. Yağmurlu bir günde ya da yaz akşamı olması da önemli değildir aslında. Gitmiştir bir kere. Bir parça umut eksilmiştir artık bizden. Bir parça bulut misafir olmuştur gözlerimize.
Yağmur tadında birkaç damla gözyaşı bırakırız kıyılarımıza vuran hıçkırıklarla birlikte
Oyalanacak şeyler ararız sonra. Birkaç kitap karıştırırız halimizi tanımlayabilecek şeyler bulmayı umarak. Bir kitabın bir sayfası çıkagelir sonra. Bir cümle takılır dudaklarımıza okudukça acıtan ama umut vaat eden bir hikayenin ortasından.
Bizim şarkımız dediğimiz şarkı sıradandır artık. Sıradan ve can yakan Geçmekte olan gecenin bir hikayesi yoktur. Günlüğün sayfalarında özel bir yeri yoktur. Onunla gelen şeyler arka sayfalarda ileriye dair kurulan hayaller yarıda kalmıştır. Bizimle kalan sadece uzun ve ıssız bir gecedir.
O gitmiştir bir kere ceplerinde çalıntı umut kırıntıları ile birlikte.
Her zaman oturduğumuz bank ilk göz göze geldiğimiz mekan hüzün vaat etmektedir artık. Üzerinde yürüdüğümüz caddeler çeler zihnimizi. Geçmiş sayfaların tozlarını üfler adımlanan kaldırımlar. Onu anımsatan her şey tutsak eder çelimsiz düşüncelerimizi. Daha hızlı adımlarız yolları artık boşluk tutar elimizi.
Zaman zaman öfkeler sarar titremeler alır bizi. Sonra yeminler eder güçlü olmaya çalışırız. Kendimizi kandırır dünyadan çekeriz elimizi. Bundan böyle ve artık diye başlayan cümleler gelir giden keşkeli sözcükler yerine. Çok geçmez bir şarkı ile yeniden bocalar bir akşam gözlerimize bulutlar yeniden uğrar hatıralar damlar ellerimize.
Çıkmazlar başımızı ağrıtmaya başlar. Geçmişe dair şeylerin kıskacı böler uykularımızı. Sıklaşır nefes alıp verişimiz ansızın kesilir soluklarımız. İçimizde bir şarkı başlar acı bir keman sesi dolar kulaklarımıza. Yeniden ve tekrardan inanmak istemeyiz kabustan uyanmayı beklerken geceler sabah olur. Durup durup bir girdap içine çeker bizi. Zoraki gülümseyişler takınır çehremize umursamaz olmayı deneriz.
Kalabalıklar içinde gülerken içten bir alev sarar uzaklara saplanır gözlerimiz.
O gitmiştir bir kere
Elde kalanlarla yetinmek gerek. Bir tutam çiçek ve ondan başka geriye kalan koca bir dünya.
Giden gitmiştir zira ardında kalan biz eksilen ümitlerimiz
|
|
Tarih: 00:17, 13/6/2009 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Elif Gibi Yanlizim
| Elif gibi yanlizim | ... bir elif gibi yanlızım ne esrem var ne ötrem ne beni durduran bir cezmim, ne bana ben katan bir şeddem var ne elimi tutan bir harf, ne anlam katan bir harekem kalakaldım sayfalar ortasında bir okuyan bekledim, bir hıfz eden belki gölgesini istedim bir dostun, med gibi sızım elif sızısı ... |
|
Tarih: 21:31, 30/5/2009 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Baglanti |
|
Rüzgar ile Toprak
|
 Rüzgarla yaprak dost oldular. Artık rüzgar savurmuyordu yaprağı. - Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni dedi rüzgar yaprağa. Yaprak düşündü taşındı, aklına hiçbir şey gelmedi. Tekrar sordu rüzgar: - Hadi söyle, seni istediğin yere taşıyayım. Tekrar düşündü yaprak, aklına yine bir şey gelmedi… - Bilmiyorum rüzgar kardeş, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sen söyle? Dedi. Rüzgar: - Gideceğin yeri bilmedikten sonra rüzgar dostun olsa neye yarar, savrulur gidersin! dedi ve bildiği gibi esti tekrar. Yaprak yine savruldu. Üstelik bu sefer savuran dostuydu. ALINTI
|
|
Tarih: 22:38, 26/5/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Baglanti |
|
<-
->
|
|