Hakkimda
|
uMaRiiM SiTe'M HoSuNuZa Gider,,
Eger Biir s0ruN 0lUrsa BeN BurDayim,,,
AllaHa EmaNet Olun.. ((EsmOo,,
|
|
Baglantilarim
|
|
|
Ziyaretçilerim
|
|

Bannerim
|
|
Dostlarim
|
|
|
Kirmizi Gül
|
|
|
|
Ağlamak,anlamaktır...
| Ağlamak,anlamaktır... |  Ağlamaktan gözleriniz mi görmeyecek? Varsın görmesin!!!
Gülmekten kalplerimiz kararacağına, bırakalım gözlerimiz kör olsun ağlamaktan.
Ağlayıp da rahmet pınarlarına dönsün göz pınarlarımız. Kim bilir belki de ALLAH o gözlerden cennet ehline ab-ı kevser içirir. Ve der ki; ''benim için ağlayan gözler cennetin rahmet çeşmeleridir. Ben o gözlerden cennet ehline vuslat şarabı içiririm.''
Evet, ağlamak çağrıdır sevgiliye, sessizce rahmetle... Ağlamak kesip yüreğini kanını feda etmektir sevgili uğruna. Ağlamak, anlamaktır sevgilinin sırrını.
Gözyaşı cennettir. Dil ile susmak ama göz ile konuşmaktır ağlamak.
Gözlerin dilidir gözyaşı. Ve ALLAH (Celle Celâluh) çok iyi bilir gözyaşının dilini.
Bu yüzden misafir olur ağlayan kalbe.
İşte bundandır ağlayıp rahatlamamız.
Gözyaşı rahmete çağrıdır. ALLAH'ın rahmet çağrısına rahmetle cevap vermektir ağlamak. Gözyaşı, rahmet geldin diye, yıkamaktır yolları nefsaniyetten.
Cennetten esintidir gözyaşı.
Ve ne mutlu bizlere ki, ağlayan bir resulün ümmetiyiz. Yaşarmayan gözden ALLAH’a sığınırım diyen Muhammedin ümmetiyiz.
Bindörtyüz yıllık hasretin varisiyiz bizler...
Bir damla da çağlayan ırmakları boğuşu Yakub'un, Sukut denizinde dalga olan Meryem'in Fırtınalara sabrı kalkan bilen Eyüb'ün...
Rıza bahçesine bir gül ekebilmek, gözyaşlarını teselli vuslatına mazhar olacak kadar samimiyetle dökmektir...Dua tadında akan her damla kelamsız rıza dilencisidir... Ey Zeyd...Ey sevdalı....Ardından alemlere rahmet olarak gönderdiğine, en sevdiğine,Hasret gözyaşları döktürdüğü Mevlanın....
Ey Selman...Ey yüreğindeki aşka harf harf teslim olan....Hak tarafından sevilen ve sevildiği Aleme ilan edilen....
Aşkla var olabilmek yollarda,hasrete gamzelerde hayat buldurmak,kirlenmemiş gökyüzü altında sadık ve vefalı aşıkları,unutulan her heceyi işler cana saadet asrı tadında akan her damla...
Asırlar öncesinden bizlere selam eden Efendim... Rüzgar saçını dağıtır diye üzülemediğimize üzülerek sevdasına vurulduğumuz... Hüzün bahçelerindeyiz.....Sensiz..!
Nedametin giydirildiği gecelere aydınlığı, vefasızlıkların asıldığı yıldızlara affı, kırgınlıkların gezdiği sokaklara sevgiyi fısıldar gül tadında akan her damla...
Talan edilmiş sokaklarımı sevdirir, O'ndandır diye... Aşk dolu hayatların bir huzmesinin canda hayat bulmasını dillendirir sus olup...Ahdimi taşır akan her damla ...
Bir damla gözyaşında saklı ''can'' Bir damla gözyaşı ''can''a hayat bulduran
El-Vehhab ismine sığındım.... Avuçlarımda bir damla gözyaşıyla kapındayım...
|
|
Tarih: 17:13, 18/5/2009 |
Yorum yaz |
hayırlı günler olsun
ESMAYA AÇILAN KAPILAR
De ki; ister ‘Allah’ diye dua edin,
ister
Rahman’ diye. Hangisi ile dua
etseniz,
Nihayet en güzel isimler
O’nundur...
(isra,110)
Aşk yavaş yavaş ipe tırmanmaya başladı. Tırmanırken de âlemlerin Rabbi olan Allah’ın isimlerini okudu. O isimler ki her biri gizli hazineleri açan birer anahtar hükmündeydi.
- Ya Cemîl, Ya Kârib, Ya Mûcib, Ya Habîb, Ya Raûf, Ya Atûf, Ya Mâruf...
İlahi yolun yolcusu! Bir sefer başladı ki menzili uzak, toprağı çorak, kör eden masiva apaçık bir tuzak. Konmuşken yeryüzüne yalınayak, bu sendelemeyle yol biraz uzayacak. El pençe divan olup gel Cemal’i seyreyle ilkin. Güzelliğini bahşeylesin. Yaradan. Dilimizde Ya Cemîl’le kâlimiz hâlimize dönüşsün...
Yakinim ol desem şu dağlara cevap buyurur mu? Göğe yanaşsam uzatsam elimi derdime derman olup tutar mı? Ya şu kara toprak, çekerken içine an be an sükûtuma nigehbân bir yâr-i baki olur mu? Tespih tanesinin üzerindeki akis şah damarını gösteren bir nişan, Ya Kârib...
Mecnunluğa talibim Sana getiriyorsa. Ufkumda bir ummanken aşkın, esirin olmaya razıyım. Yıkık döküklüğümüzle aczimiz sere serpe duaya yöneldik mücrim sıfatıyla. Merdivenlerin dolambacındayken, üçüncü basamağın hesabına takıldık. ‘Korkuyorum’ demişti bir Zat’ı muhterem ‘Ya istemeyi istemezlerse...’ İcabet edenlerin en hayırlısı, Seni Senden kulluk namıyla istiyoruz. Ki Sen Ya Mûcib’sin...
Aşk, gayretle erdi vuslatına. Kimi zaman Ferhat olup dağlar devşirdi, kimi zaman da şiir olup aktı candan cana damla damla. Aşkın kâinatın mayasıyken onsuz beden, canana hapsolmuş. Sana tutkun bir aşığın basamaklarını arıyoruz, yolların en güzeline delicisine adım atıyoruz. Mum ağlıyordu pervanenin aşkına. Biliyordu ki; yanmak candan geçmekti, elindekileri bir bir kaybetmekti ve bir başına kalmaktı geride. Güzeller sultanı sordu aşk iddiasında bulunana ‘seviyor musun?’ seviyorum karşılığına ’sevme, sevme oğlum’, dedi. ‘Ama seviyorum’, deyince ürkekçe; ‘Sevme, gel vazgeç’ son kez ‘seviyorum’ cevabına ’Öyleyse en çok sevdiklerinden ayrılma acısını kabulleniyorsun’… Çekildi geriye. Bu öyle bir ahd ki ana, baba, evlat, mal, makamı gönlünden sıyırmayla başlıyor yolculuk. Seni sevenlerle Senin de sevdiklerinle haşr eyle. Habib’in eyle kendine...
Ellerim üşürken bir gece vakti, ruhuma üfledin şah damarımdan. Susmaktı payıma düşen ve yakinimde olduğunu hissetmek. En derin yaramı görmeyen gözlerim duymayan kulaklarım ve biçare yalnızlığım. Caminin köşesinde namazını eda etmiş bir dede çarpıyor gönlüme. Buz gibi gözyaşları ıslatırken bembeyaz sakalını cami dönüyor, donuyorum. Gri gözleri ilahı sütunlarda dolaşırken Sana ne kadar yakın. Beklediği Senden gayrisi değil. Mahcup gözler kapıda yalınayak yürürken çölde ‘dişi yere düşmesin’ nağmelerini duyuyorum. Şefkat eline muhtaç başlarımız... Ya Rauf’ la dualarımız…
Yeryüzü genişlese ruha tesirsiz, köşe bucak kaçmalar aynı noktaya geliş. Yırtıldı ayakkabılar yolun başındayken. Kara gözlü çocuk su sızan ayakkabısıyla köşede oturuyordu, oyuna katılamadı şeker gönderildi akşama, ilahi ikramlar hangi suçun sonucuydu. Güzelliklerle donattığın evrende yürüyoruz, atiyelerinle soluklanıyoruz. Senin lütufkârlığının coşkusunu duyarken kalbimiz serçe seslerini işitememek acı. Sen’den olanı kabul ettik, iman olsun.
Zaman üstü uçsuz bucaksız heyula âlemi. Gönle serpilen aşk tohumları mekânda değil. Başlardaki ilmikleri çözme vakti, örgüyü söküp kalbe dolamak vakti. Sırlardan merdiven yapıp perdeye uzanma vakti. Uçarsın belki de, kanatsız göğe doğru. O’yum dersen kılıca vurulursun. Mecnun’a yapılan her bir hamle sinelerini parçalar, velâkin görmezler, duymazlar. Bilsek aşkı, halimiz olsa. Mâruf’un tecellisiyle girsek huzuruna...
Mezarlık dolaşırken içimizde çocuklar ağlıyor. Her gün birer birer yitirdiğimiz tazeninler kundaklarda kalıyor. Zenginlere yer açılsın derken Malthus, biçareleri hapsederken yalnızlığa vicdanına yer bulamama telaşında. Öldürülenlerin gönülleri yaşıyor, bir ölüyor bin geliyor. Senin inayetinle solmuyor, gözyaşları dualar ardında saklı biliyorsun görüyorsun, soldurmuyorsun. Tesellimizse öteye olan sevdamızda saklı, düğümlenirken boğazıma hıçkırıklar Ya Maruf yetişiyor, sukutum ağlıyor. Hoş görmek veliyullaha nasıl yakışırdı. Boş dönülmezdi kapılarından. Evinde bir şey bulamayan hırsız ümitsiz çıkmasın diye yolunun üstüne kilimini seren, ey Abid! Yeryüzünün sözcüleri de bir görseydi seni...
Çaresizliğimde gözlerimden yaşlar boşaldığında değil, gurbetliğin seherinde üfür üfür esen anne kokusunu içime çektiğimde değil, hayallerin kapılarından boş çevrildiğimde değil, yalnızca ay saklandığı yerden çıkıp da bulutların karalara büründüğü vakit, içimdeki sızı esmaya tecelli olduğu anda nazar eyle; Aşk olsun...
Sen icabet edince duama;
Bir fısıltıya eğildim, ortalıkta aşkın bir telaşa...
Karanlıkta
Tabiat tek sıra,
Öne çıkan asırlık ağaç, sükûtla
‘ahdim, Cemil olan Sen, huzurundayım’
Bir anda
Gözler ulvilikten dalgalara kayıyor,
Köpüren deniz
‘ahdim, Karib olan Sen, huzurundayım’
Semaya bakılıyor
Ağlayarak,
‘ahdim, Mucib olan Sen, huzurundayım’
Güvercinler konuyor bir bir
En beyaz olanı süveydada
‘ahdim, Atûf olan Sen, huzurundayım’
Koşarak giriyor aralarına
Masum bir çocuk
‘ahdim, Rauf olan Sen, huzurundayım’
Bir ışıltı sarıyor her birini
Bulut, yağmur, toprak
Açıyor ortalığı
Ve nihayetinde Habib’i Zişan
‘ahdim, Habib olan Sen, huzurundayım’
Birazdan
Güneş doğuyor,
Her doğuşla aynı sual dolaşıyor
‘anahtar sesi duyuyor musun?’
Belki de...
- Aşk kapıyla oynuyor... -
Ayşegül TULU
selam ve dua ile kardeşim Allah c.c. razı olsun bu güzel hayra dair blog yazılarınızı paylaştığınız için |
Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-05-19 17:16:25, 2009-05-19 17:16:25 |
Baglanti |
|
|
<-
->
|
|